6 Şubat 2017 Pazartesi

Yeni nesil Dünyamızı kurtarır mı? Nasıl ?

Aydınlandıkça Var Olacağız, Var Olmak için Tasarruflu Kullanmalıyız..
Bir küresel ısınmadır tutturdu gidiyor. Gerçi dışarı çıktığınızda malum havalardan sebebiyet insanın da pek inanası gelmiyor. Peki bu ne demek ? Isınmıyor da bizi mi kandırıyorlar? Ne olmasını bekliyorlar?
Ne yazık ki haklılar, küresel ısınma dile pelesenk olsa da gerçek ve beklenen bir durum. Tech Insider bu konuyla alakalı çalışmasını ele alarak gelecek nesillere nasıl bir dünya bırakacağımıza kronolojik olarak bir göz atalım:
İlk olarak 2100 ile başlayalım… Evet, sıcaklık artışı bu şekilde devam ederse. Afrika, Güney Amerika ve Hindistan'ın bazı bölgelerinde yaz aylarında ortalama sıcaklık 45 derece olacak ve bu sıcaklığa bağlı olarak her sene binlerce insan ölecek. Himalayalardaki buzullar eriyecek ve günümüzdeki halinden sadece %30'luk bir bölüm kalacak. Sıcaklık ve nüfusun artmasıyla içme suyuna olan ihtiyaç da artacak. Günümüzde kuraklığın yaşandığı bölgelerde 2100 yılına gelindiğinde susuzluğa bağlı ölümlerin sayısı da artacak. Avrupa Alplerindeki buzullar da tamamen eriyecek. 23. yüzyıla (2200-2299) geçtiğimizde ise 6. kitlesel yok olma noktasına erişeceğiz. Hem denizde hem karada yaşayabilen hayvanlar en büyük vurgunu yiyecek ve gibi 1000'in üzerinde hayvan türünün nesli tükenecek. Yine 23. yüzyılın devamında en büyük felaketlerden bir tanesi yaşanacak.Grönland'ın buzul yapısı ayrılacak ve eriyecek. Bu erime su seviyesinde 6 metrelik bir yükselmeye neden olacak. İklim değişikliği ve küresel ısınma bu hızda devam ederse muhtemelen bu gelişmeler yaşanacak. Tabii bunlar muhtemelen en kötü senaryolar. Fakat bu gidişata dur demek yine bizim elimizdeYenilenebilir enerjiye daha fazla yatırım yaparak, boş arazileri ağaçlandırarak, fabrika bacalarında doğru filtrelendirmeyi yaparak ve insanları bilinçlendirerek bir yerden başlayabiliriz…
Çocuklarımıza düşen payı sorgulamak geliyor aklımıza. Bizler artık hayatın içinde bir şekilde kavruluyoruz ancak tüm bu senaryolarla baş etmek zorunda kalacak olanlar çocuklarımız ve torunlarımız olacak. Şimdi yükümüz daha ağır ve daha önemli. Görevimiz onları hazırlamak.
Tabii ki bu felaket senaryolarını onlara anlatıp ağlamaktan behsetmiyorum, onları öyle bir yetiştirmeli öyle bir örnek olamalıyız ki yukarda yazan tablolar tarihe karışsın. İnanın zor bir görev değil önemli bir görev. Herkes evindeki ışığı bilinçli kullansa bu felaketleri 1000 yıl öteleyebiliriz belki de. Herkes ağaçlandırmanın farkına varsa ve farkına varmakla kalmayıp ağaç dikimine destek olsa, usulsüz kullanımlara karşı çıksa. 1 kişi 2 kişi değil tüm insanlık dikilecek rezidanslara zemin hazırlayan orman yangınları (?) na karşı el ele ağacını , havasını, toprağını korusa.Denizlerde ki hayvan popülasyonunu korumak için biten kola şişelerini atmasa , bir örnek olsun; gofretlerin kağıtları parıl parıl parlamasa. Ben yapsam ne olur önce onlar yapsın demese… Çocuklarımız enerji tasarrufu ve doğa bilincini bizden öğrense..
Zira ‘’ çocuğum ışığı açık bırakmıyoruz  tamam mı güzel yavrum küreselimiz ısınıyor’’ diyip bizler ışıkları açık bıraktığımız da çocuk ne öğrenmiş ne görmüş oluyor bence hepimiz farkındayız. ‘’ Asla onun yanında sigara kullanmam boğulsun mu canım çocuğum!’’ diye bilinç gösterisi yaparken yanlış yakıt kullanımı ile boğulan doğayı önemsememekte ayrı bir ironi olmuyor mu sizce? Çocuğumuz uzun yaşasın isteriz ama uzun yaşayabilmesi için doğal enerji kaynaklarını, doğayı doğru kullanıyor muyuz bir düşünelim. Gereksiz elektronik bağımlılığımız , güneş saatlerini bilinçsiz kullanımımız , ozon tabakasına zararlı parfüm ve deodorantlarımız ve nicesi…  Bu yüzden harekete geçmek için geç değil, gelin çocuklarımıza enerji tasarrufunda bilinçli olduğumuzu yaşatalım. Biz dikkat edelim onlara örnek bir birey gösterelim. Geri dönüşümün nimetlerini sonuna kadar destekleyelim, çöpümüzü ayrıştıralım gereksiz kağıt israfından kaçınalım.  Doğal kaynakların sınırsız olmadığını hiç unutmayalım.
Çocuklarımız için geleceğimizi aydınlatalım. Hala aydınlatacak bir dünya mümkün..

                                                                                                                 
 Büşranur PARLAKTAŞ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder